Fiziksel bi taşınma değil, 3 senedir kullandığım bilgisayarımdan taşınıyorum. Yeni aldığım bilgisayar daha genç, daha atak, daha falan filan. Ama eski bilgisayarım da “benim” bilgisayarımdı. Artık yetmez bile olsa sıcaktı, sevecendi. Artık titreyen dizlerinin üstünde durup elinden geleni yapıyordu benim için. Güle güle eski dost :P Aslında o kadar da değil canım ;)
-o-
Çok fazla ev taşımış biri değilim ama ev taşımalarında bi süre yeni evi yabancılıyorum, sanırım her insan gibi.
“Ulan geldik buraya misafirliğe de kimin evi lan burası? Gece gece ne işimiz var tanımadığımız birinde misafirlikte? Yaa bu arada bu eşyalar bizim eşyalar. Ne işleri var ki burda? Onları da mı getirmişiz misafirliğe? Annem hep “noolur, noolmaz” diye fazladan üstbaş alırdı yanına ama bu kez eşyaları da aldıysa cidden abartmış. Bi de niye evine misafir olarak geldiğimiz adamlar evde değil? Evi bize bırakıp nereye gittiler ki? Nooluyo lan böyle? Bi an önce sabah olsa da eve gitsek. ‘Home sweet home’ lan!”
-o-
Resimlerimi, müziklerimi, proje dosyalarımı falan alıyorum yeni makineye. Eski makinemde oldukları yerlere koyuyorum hepsini. Eski programlarımı yüklüyorum yine. Makinenin ayarlarını eski düzenime getiriyorum. Hepsi bu yeni ve soğuk makineyi biraz daha “benim”leştirmek için. Sahiplenme, zamana ihtiyaç duyan bi davranış. Yeni makinemle biraz zamana, birbirimizi tanımaya ihtiyacımız var ;)
Ama yine de yeni ne çıksa edinme arzusuyla yanıp tutuşurken bi taraftan da böyle hissetmek. Çelişkiliyim!



Henüz Yorum Yapılmamış.