Mahmut Abi dediğim şu depe gibi boyu olan, iriyarı, kıllı kılçıklı adamlar. Normalde “bi tane geçirse çenem dağılır” korkusuyla uzak durursun bunlardan ama dünden beri -ne oluyorsa- bu tiplerden iki tanesine karşı, kendimi “çantasını kafama geçirmesin” korkusu içinde buldum. Evet evet, Mahmut Abi’ler top olmuş.
Birini dün gördüm. Boyu 1,90′ın üstünde, ruhunu kaybetmiş ama duruşunu koruyor. Yüzündeki makyajı silsek, üstüne doğru dürüst bişeyler giydirsek, bi de eline tesbih versek eski formuna kavuşması çok uzun sürmez gibi görünüyor. Ama o bacaklardaki ağda can yakıyor. Ah be Mahmut Abi sen bu hallere düşecek adam mıydın? :)
Diğeriniyse bugün gördüm. Biraz daha Fatih Ürek tavrındaydı bu. Role daha iyi girmiş yani. Saçları da uzatmış ama önlerden dökülmüş saçlarına uzatmak da ilaç olmamış, bi peruk şart. Çünkü saç ekimi de erkeksi bişey.
Bi de anlamadığım bişey var. Bu adamların vücudu, bu kadar irileşecek, erkek gibi görünecek kadar testosteronu (ve diğer bilimum erkeksi hormonu) salgılayabiliyorsa, nasıl oluyor da bu hale geliyolar?
Lisedeydi sanırım, Türkçe dersinde bişey okumuştuk. “Dağda ağaç bile olsan en iyi ağaç sen olmalısın” gibi bi içeriği vardı. Bu laf travestiler için de geçerli olmalı. Şimdi bi tarafta orjinalinden ayırt etmenin bile güç olduğu travestiler varken Mahmut Abi’lerin bu yaptığı boşa kürek çekmek bence :)


