Tabi her alışkanlıktan kurtulmak zordur ama montu bırakmak sigarayı bırakmak gibi bişey. Herkesin her yıl ister istemez başlayıp ister istemez bırakmak zorunda olduğu bi alışkanlık.
Başlarken herşey gayet keyiflidir. Koca bi yaz boyu insanı canından bezdiren terleme seansları bitmiştir artık. Hatta unutulan, özlenen bi his olan üşüme yavaştan başlamıştır. Önlem olarak gidilir, biyerlere tıkıştırılmış mont bulunur, çıkarılır. İlk giyme anı acaip keyiflidir, çünkü mont yaz boyu giyilen tüm kıyafetlerden daha yumuşaktır, daha sevecendir, daha babacan hislerle yaklaşır insana. İnsanın yazın kıyafetleriyle arası iyi değildir. Zira o sıcakta daha serin olsun diye t-shirt bi tarafa, mümkün olsa insan derisini bile çıkarıp atmak ister. Herşey bi yana mont bi de üstüne insana bisürü yeni cep sunar. Kot pantolonun arka cebinde rahatsız eden cüzdan, anahtar ve bilimum teçhizat artık montun cebinde hem rahatsızlık vermez, hem de güvendedir.
Bırakma dönemi ise oldukça sancılıdır. Kış boyu monta iyice alışılmıştır. Ama artık sıcaklar da yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlamıştır. Önceleri bi süre havaya aldırmadan giyilir mont, bi süre sonra ele alınır. Elde de rahatsız eder, keşke almasaydım diye düşünülür gayet cüretkar bi tutumla, ama almayabilmek için bu elde taşıma olayının bikaç kez tecrübe edilmesi gerekir. Öyle kolay değildir çünkü monttan vazgeçmek. Kaç ayın alışkanlığı, kolay mı. Sonunda el taşımalarından bezilir, yine bigün dışarı çıkmak için hareketlenildiğinde bu kez montun yanına ceplerini boşaltmak için gidilir. “Ne cep varmış bu montta da arkadaş, ne çok şey sığıyomuş” diye düşünülerek montun cebinden çıkarılanlar pantolon ceplerine boca edilir. Ama hiçbi zaman ceplere boca edilen şeyler ilk seferinde mantıklı, kullanışlı yerlere konamaz. Ya telefonun yanına anahtar konularak telefonun ekranı çizilir, ya da bozuk paralar anahtarın yanına konur, gerektiğinde alınmaya çalışılırken cepte ne var ne yoksa yere boşaltılır. Karmaşadan bi düzen yaratabilmek için biraz zaman geçmesi gerekir.
Montu bırakmanın daha zor olan tarafı ise psikolojik etkileridir. Bi süre insan sürekli bi eksiklik hissi yaşar. Bazen gün boyu “kesin evde bişey unuttum” diye düşünülür, bazen de “ya ben bişey yapacaktım da ne yapacaktım” diye. Sürekli bi endişe hissi duyar insan. Tam endişe hissinin mont yüzünden olduğuna kendini ikna ederken birden elleri takılır gözüne. Havada kalmışlardır çünkü içinde bulunacakları bi cep yoktur artık; “Belime mi dayasam, yok olmaz. Şöyle dirsekten mi tutsam, o da olmaz, ne saçma oldu lan. Naapim, böyle salliim yanlarda en iyisi. Nasıldı şimdi, sağ ayakla sol kol, sol ayakla sağ kol, heh. Böyle de gösteri atı gibi oldum lan. Hey allah :)”


4 Yorum Yapılmış
bana da hırka ööle gelir:)..
bi de yaz kış kapalı alanlarda çalışanlar için ortam ısısına ayak uydurmak zor olur..kışın soğuğa, kar kıyamete aldanıp kaloriferler en sıcak, yazın sıcak hava dalgasına dayanamayıp klimalar en soğuk ayarına getirilir. sen de lahana gibi kat kat giyinirsin uyum sağlamak,çoğunluğa aykırı davranıp “az kıssak mı şunu” diye ikna etmek zorunda kalmamak için..terleyince çıkar,üşüyünce giy çok olur gün içinde..işte orda soyun giyindeki ayarı tutturamassan gelir en yeni gripler seni bulur:)
hırka monttan bile yumuşaktır hatta dimi.
çoğunluğa ayak uydurma konusunda ben de çok dertliyim. sonunda otobüste bana dönük camı açan birine çok pis dalacam :)
1 2 3 deneme
ısınma turundayım…
:)
biraz daha rahatlayınca yani müsait olabildiğimde yeniden geeceğim.
mailini aldım teşekkür ederim.
tek kelime ile cevaplıyorum
acaip çalışıyorum öyle böyle bildiğin gibi değil ama aklımdasın emin ol
kendine iyi bak ve dikkat et…
görüşürüz
maile cevap vermek için farklı bi yol olmuş :)
biraz işe ara verebileceğin bi rahatlama dönemine girersen haberim olsun, görüşelim bi ara. sen de kendine iyi bak.